Buse Keskin, euronews
Fotograf: Sirkeci Garı'ndaki "Renamed" isimli enstalasyon. - © Enes Hakan Tokyay
Yeditepe Bienali, İstanbul’un tarihi mekanlarında savaşın unutturulan gerçekliğini sanatla buluşturuyor.
Klasik Türk Sanatları alanında dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan Yeditepe Bienali, bu yıl “Gölge Varsa Işık da Var” temasıyla kapılarını açtı. Ulusal ve uluslararası 263 sanatçının 215 eserinin sergilendiği etkinlik, gölge ve ışık kavramlarını sanat aracılığıyla derinlemesine keşfetmeye davet ediyor.
İstanbul’un tarihi üç mekanı Yedikule Hisarı, Sirkeci Garı Ambarlar ve Nuruosmaniye Camii Mahzen, bienalin sergi alanları olarak seçildi. Özellikle Sirkeci Garı Ambarlar ile Nuruosmaniye Camii Mahzen, yıllar sonra bu bienal için özel olarak ziyarete açıldı.
Bienalin en dikkat çekici bölümlerinden biri, Sirkeci Garı’nda yer alan ve Enes Hakan Tokyay tarafından oluşturulan “Renamed” adlı enstalasyon. Bu eser, Gazze’de savaşın gölgesinde kaybolan gerçekliği ve bastırılmış kolektif hafızayı görünür kılıyor. Tokyay, Filistin’de yaşadığı deneyimleri ve savaşın sıradan yaşam alanlarına nasıl sızdığını çok katmanlı bir simülasyonla ziyaretçilere aktarmayı amaçlıyor. Mekânın tarihi dokusu ile birleşen eser, ziyaretçileri görsel, işitsel ve kavramsal olarak derin bir duygusal bağ kurmaya davet ediyor.
Tokyay, “Gazze’de insanların yaşam alanlarının daralması ve bu durumun Platon’un Mağara Alegorisi’ni çağrıştırması, yaratıcı sürecimi şekillendirdi,” diyor. Projenin hayata geçmesi ise zanaatkâr ekiplerle yoğun bir iş birliği sonucu 7-10 gün içinde tamamlandı.
Sirkeci Garı gibi tarihi ve estetik önemi yüksek bir mekânda yer alan “Renamed” enstalasyonu, ziyaretçilerin geçmişle bugünü, estetikle acıyı aynı anda deneyimlemesini sağlıyor. Tokyay, mekânın seçiminin eserin etkisini derinleştirdiğini vurgularken, izleyicilerin mekânda önce güzellik ve uyumla karşılaşıp sonra savaşın sert gerçekliğiyle yüzleşmesinin amaçlandığını belirtiyor. Duvardaki isimlerin ise Filistin’de şehit düşen sivillere ait olduğunu ekliyor.
Ancak bu isimler, sadece kaybedilen hayatları değil; aynı zamanda bu ölümlere yol açan sistematik baskıyı, savaş propagandasının nasıl işlediğini ve yaşam alanlarının giderek nasıl daraldığını da sembolize ediyor.
Tokyay, izleyiciyi pasif gözlemci olmaktan çıkarıp, gerçekçi ve daraltıcı bir mekân deneyimi ile savaşın psikolojik ve fiziksel boyutlarına ortak etmeyi amaçlıyor. Sirkeci Garı’nda yer alan eserde, dışarının özgür ve geniş alanıyla içerideki boğucu atmosfer arasındaki zıtlık, izleyicilere savaş mağdurlarının daralan yaşam alanlarını hissettirmeyi amaçlıyor.
“Renamed” enstalasyonu, adlandırma ve kimlik temaları üzerine de derinlemesine düşünmeye davet ediyor. Savaşın kimlikleri nasıl değiştirdiğini, hafızaları nasıl bastırdığını ve isimlerin hatırlanmasının bir direniş biçimi olduğunu vurgulayan Tokyay, adlandırmanın insan varlığı için taşıdığı öneme dikkat çekiyor.
Teknoloji çağında bile hakikatin çeşitli manipülasyonlarla gizlendiğine işaret eden eser, unutmanın kolektif travmaların tekrarına yol açtığını ve sanatın bu sessizliği kırmada önemli bir rol oynayabileceğini gösteriyor.