yedy haber merkezi
Endonezya’nın Sulawesi Adası’nda arkeologlar tarafından keşfedilen ve en az 67 800 yıl öncesine tarihlendirilen el baskısı, bugüne kadar kaydedilmiş en eski mağara sanatı örneği olarak tanımlanıyor. Bu bulgu, insanlık tarihine ve erken insan gruplarının sembolik ifade kapasitelerine ilişkin yerleşik görüşleri yeniden değerlendirmeye zorluyor.
Yeni keşif, Liang Metanduno adlı bir kireçtaşı mağarasındaki el baskısında yapıldı; pigmentle bastırılmış el konturu, uran-toryum tarihleme teknikleriyle incelendi ve sanatın en az 67 800 yıl önce üretildiği belirlendi. Bu yaş, daha önce dünyanın en eski mağara sanatı olarak bilinen kayıtları 15 000 yıldan fazla aşarak bölgedeki prehistorik insanların sanatsal ve sembolik becerilerinin çok daha erken dönemde geliştiğini gösteriyor.
Araştırma ekibi, bu erken sanat eserinin çevresinde mineral tabakalarının incelenmesiyle yapılan tarihlemede yüksek bir kesinlik elde ettiğini belirtiyor. El baskısının parmaklarının, bazılarının kasıtlı olarak pençe benzeri şekilde inceltilmiş olduğunu tespit eden bilim insanları, bunun yalnızca bir iz bırakma çabası değil, daha karmaşık simgesel ifade niyeti taşıdığını öne sürüyor.
Bu keşif, Endonezya’nın Sulawesi ve çevresi gibi bölgelerin yalnızca erken insan yerleşimleri için değil, aynı zamanda insan zihninin sanatsal ve sembolik kapasitesinin kökeni açısından da kritik önem taşıdığını ortaya koyuyor. Bilim insanları, mağaraların farklı dönemlerde tekrar tekrar kullanıldığını ve binlerce yıl boyunca kaya sanatı üretiminin sürdüğünü belirtiyorlar.
Daha önce Endonezya’da bulunan mağara resimleri de insanlık tarihinin erken sanatsal faaliyetlerine işaret ediyordu: 2024’te 51 200 yıllık bir sahne örneği keşfedilmiş, insan ve hayvan figürleriyle betimlenen bu resim görselleştirilmiş hikâye anlatısının en eski örneklerinden biri olarak kabul edilmişti.
Bu yeni bulgu, Avrupa’daki klasik mağara sanatlarıyla (örneğin İspanya’da Paleolitik dönem örnekleri) karşılaştırıldığında, insanın simgesel düşünce yeteneğinin çok daha geniş coğrafi alanlarda ve çok daha erken dönemlerde gelişmiş olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, bu tür keşiflerin yalnızca sanat tarihini değil, insan göç yolları, kültürel etkileşimler ve bilişsel evrimin anlaşılmasını da derinleştireceğini belirtiyorlar.