Kayıp Babil ilahisi yapay zekâ ile 1000 yıl sonra ses buldu

Kayıp Babil ilahisi yapay zekâ ile 1000 yıl sonra ses buldu

yedy haber merkezi


Antik Mezopotamya’nın en önemli merkezlerinden biri olan Babil’e adanan ve yaklaşık bin yılı aşkın süredir kayıp olduğu düşünülen bir ilahi, yapay zekâ destekli araştırmalarla yeniden çözüldü ve bilim dünyasının dikkatini çekti. Metnin kil tabletler üzerine çivi yazısıyla kazınmış parçalarından birleştirilerek yeniden okunması, antik kentin gündelik yaşamına, doğa tasvirlerine ve toplumsal yapısına ilişkin yeni ipuçları ortaya koyuyor.


Bu keşif, Irak’taki Bağdat Üniversitesi ile Almanya’daki Ludwig Maximilian Üniversitesi (LMU) arasındaki iş birliğiyle yürütülen çalışmada gerçekleştirildi. Araştırmacılar, binlerce tablet parçasını yapay zekâ yardımıyla analiz ederek bugüne kadar bilinememiş bir ilahiyi bir araya getirdi. Bu tür bir metnin tamamen çözülebilmesi, eskiden onlarca yıl sürecek bir süreç için yapay zekâ teknolojisinin önemini gösteriyor.


Çalışmada ortaya çıkan Babil İlahisi, Mezopotamya yazı geleneğinde nadir görülen doğa tasvirleri içeriyor. Metin, Fırat Nehri’nin baharı getirip tarlaları yeşillendirmesi, kentin bereketi ve çevresiyle ilişkisini betimliyor. Ayrıca ilahi, Babil’de kadınların toplumsal yaşamda önemli roller üstlendiğine ve rahibeler olarak yer aldıklarına dair ipuçları da içeriyor ki bu, mevcut metinler arasında oldukça özgün bir bakış sunuyor.


Yaklaşık 250 satırdan oluştuğu tahmin edilen ilahi, sadece dinsel bir metin olmanın ötesinde, antik toplumun kültürel ve günlük yaşamına ışık tutuyor. Araştırmacılar, metnin okullarda öğrencilere yazı alıştırması olarak da öğretildiğini belirtiyor; bu da eserin dönemin eğitim ve kültür pratiğinde yaygın bir yere sahip olduğunu gösteriyor.


Babil’in, milattan önce yaklaşık 2000’li yıllarda kurulan ve bir dönem dünyanın en büyük kenti olarak bilinen kültürel bir merkez olduğu biliniyor. Yaratılış destanı Enuma Eliš veya Hammurabi Kanunları gibi metinlerle zaten tarihî literatürde önemli bir yer işgal eden bu kent, şimdi bir ilahi ile edebi ve toplumsal bir katman daha kazanmış oldu.


Araştırma ekibinden Asurolog Enrique Jiménez, bu tür metinlerin Babil toplumunun ideallerini, inanç sistemlerini ve doğa anlayışını temsil ettiğini belirtiyor. Metnin ortaya çıkışı, sadece arkeolojik bir buluş olarak değil, insanlık tarihinin kültürel zenginliğini yeniden okumak için de bir fırsat sunuyor.




Babil İlahisi nedir?


Babil İlahisi, antik Mezopotamya’da Babil şehrine adanan, çivi yazısıyla kil tabletlere kazınmış bir dini ve ritüel metindir. Metin, muhtemelen milattan önce birinci binyılın başlarına tarihleniyor ve toplam yaklaşık 250 satırlık bir yapıya sahip. Birden fazla kopyasının bulunması, ilahinin dönemin eğitim uygulamalarında yaygın olduğunu ve farklı kırık tabletlere dağıldığını gösteriyor.


Babil İlahisi, metninin içerdiği betimlemelerle yalnızca şehrin dinsel karakterini değil, aynı zamanda kentin doğa ile kurduğu ilişkiyi, sosyal ritüellerini ve kadınların toplum içindeki rollerini yansıtan nadir belgelerden biri olarak öne çıkıyor. Fırat Nehri gibi doğal öğelerin dingin bir coşku ve bereket sembolü olarak yer aldığı metin, Mezopotamya edebiyatında tasvirlerin nadir olduğu bir dönemde doğal dünyanın canlı yerini dikkat çekici biçimde ortaya koyuyor.


Yapay zekâ desteğiyle yeniden bir araya getirilen bu ilahi, antik Babil’in kültürel ve entelektüel evrenini aydınlatmaya devam edecek çalışmalar için yeni bir temel oluşturuyor.

yorum bırakın