yedy haber merkezi
Fotoğraf @AA
Osmanlı'nın ilim, vakıf ve yazma eser geleneğine ışık tutan "Kalbin Mührü: Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi Yazma Eserler Koleksiyonu ve Aile Mirası" sergisi, İstanbul'daki Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde sanatseverlerle buluştu. Yüzyıllar boyunca farklı kurumlarda korunan yazma eserleri, aile arşivlerini ve kültürel miras unsurlarını ilk kez ortak bir anlatı altında bir araya getiren sergi, Osmanlı'nın bilgi üretim kültürünü günümüzle buluşturmayı amaçlıyor. Sergi, 31 Temmuz'a kadar ziyaret edilebilecek.
Serginin açılışı öncesinde müzenin Divanhane Salonu'nda düzenlenen "Aile Hafızasından Kamusal Kültürel Mirasa: Yazma Eserler, Vakıf Kültürü ve Koleksiyonların Sürekliliği" başlıklı panelde, yazma eser koleksiyonlarının korunması, vakıf geleneği ve kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması ele alındı. Alanında uzman akademisyenler ve müze yöneticileri, aile koleksiyonlarının kamusal hafızadaki önemini farklı yönleriyle değerlendirdi.
Bir vakıf mührünün etrafında yeniden buluşan miras
Serginin merkezinde, 18. yüzyıl Osmanlı devlet adamlarından Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi'nin kurduğu yazma eser koleksiyonu bulunuyor. Zaman içinde Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi ve Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesi gibi farklı kurumlara dağılan eserler, bu sergiyle ilk kez yeniden aynı çatı altında bir araya getirildi.
Sergiye adını veren kalp biçimindeki vakıf mührü, yalnızca estetik bir ayrıntı değil, aynı zamanda projenin temel simgesi niteliğinde. Mührün üzerinde yer alan "Çocuklarımın ve benden sonra gelecek olanların bu kitaplardan istifade etmeleri" ifadesi, yüzyıllar öncesinden bugüne uzanan bilgi paylaşımı ve kültürel süreklilik anlayışını temsil ediyor. Bu yaklaşım, serginin de ana fikrini oluşturuyor.
Fotoğraf @AA
Yazma eserlerden aile arşivlerine uzanan kapsamlı bir seçki
"Kalbin Mührü", yalnızca nadir yazma eserleri değil; aile arşivlerinden belgeleri, vakfiyeleri, mektupları ve etnografik objeleri de bir araya getiriyor. Edebiyat, tarih, şehir kültürü, su medeniyeti ve Osmanlı düşünce hayatına ilişkin eserler, ziyaretçilere çok katmanlı bir kültürel panorama sunuyor.
Sergi, yazma eserleri yalnızca estetik veya tarihî nesneler olarak değil; Osmanlı toplumunun eğitim anlayışını, vakıf sistemini ve gündelik yaşamını belgeleyen canlı tanıklar olarak ele alıyor. Böylece ziyaretçiler, bir aile koleksiyonunun izinden hareketle Osmanlı'nın kültürel üretim dünyasını keşfetme fırsatı buluyor.
Geçmiş ile gelecek arasında bir kültür köprüsü
Serginin kavramsal çerçevesi, Cubis Art İstanbul tarafından hazırlandı. Proje, Anadolu'nun kültürel mirasını çağdaş sergileme yöntemleriyle yeniden yorumlayan bir seri olarak planlanıyor. "Kalbin Mührü", bu uzun soluklu serinin ilk halkasını oluştururken; geçmiş ile bugün arasında kurulan bağları, aile hafızasının kamusal mirasa dönüşümünü ve kültürel sürekliliği görünür kılmayı hedefliyor.
Sergi aynı zamanda özel koleksiyonların ve aile arşivlerinin yalnızca kişisel bir miras değil, toplumun ortak kültürel belleğinin de önemli parçaları olduğunu vurguluyor.
Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde ziyaret edilebilecek
Sultanahmet'teki Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde düzenlenen sergi, müzenin yazma eser koleksiyonlarıyla tarihî atmosferini bir araya getirerek ziyaretçilere özgün bir deneyim sunuyor. Osmanlı'nın kitap kültürü, vakıf anlayışı ve ilim geleneğini yakından tanımak isteyenler için sergi, yaz döneminin dikkat çeken kültür-sanat etkinliklerinden biri olarak öne çıkıyor. Müze her gün ziyaret edilebiliyor ve sergi 31 Temmuz 2026 tarihine kadar açık kalacak.
Sergi hakkında
"Kalbin Mührü: Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi Yazma Eserler Koleksiyonu ve Aile Mirası", Osmanlı'nın önemli devlet adamlarından Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi'nin yazma eser koleksiyonunu ve aile mirasını merkezine alan kapsamlı bir kültürel miras sergisi. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı'na bağlı Süleymaniye ve Kastamonu Yazma Eser Kütüphanelerindeki eserlerin yanı sıra aile arşivlerinden seçilen belgeler ve etnografik objeleri bir araya getiren sergi, yazma eser geleneğini, vakıf kültürünü ve aile hafızasının kamusal mirasa dönüşümünü ele alıyor.