yedy haber merkezi
Antalya’nın Serik ilçesindeki Aspendos Antik Kenti’nde sürdürülen arkeolojik kazılar, kentin geçmişine ilişkin yeni bir bulguyu gün yüzüne çıkardı. Yaklaşık 2 bin 400 yıllık olduğu değerlendirilen bir mezarın, döneminin güreşçilerinden birine ait olabileceği düşünülüyor.
Aspendos’ta 2022 yılından bu yana sürdürülen kazılar, Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Bilgin başkanlığında yürütülüyor. Çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında son yıllarda daha geniş bir alana yayıldı. Kazılarda daha önce antik tiyatroyu akropolise bağlayan yaklaşık 300 metrelik Tiyatro Caddesi'nin yanı sıra fırın, kamu yapıları, konutlar, anıtsal kapı ve altyapı kalıntıları da ortaya çıkarılmıştı.
Bu kez ortaya çıkarılan mezar ise Aspendos’un yalnızca mimari ve kentsel yapısına değil, antik kentte yaşayan insanların kimliklerine ve yaşam biçimlerine ilişkin yeni sorular ortaya çıkarıyor.
Mezarın güreşçiye ait olduğu düşünülüyor
Mezarın yaklaşık MÖ 4. yüzyıla, yani günümüzden yaklaşık 2 bin 400 yıl öncesine tarihlenmesi, keşfi özellikle dikkat çekici kılıyor.
Arkeologların mezarın bir güreşçiye ait olabileceğini değerlendirmesinde ise Aspendos’un antik dönemdeki atletik kültürü önemli bir ipucu oluşturuyor.
Aspendos, güreşin kent kültüründe özel bir yere sahip olduğunu gösteren arkeolojik ve nümismatik buluntularıyla biliniyor. Kentte basılan MÖ 4. ve 3. yüzyıllara ait gümüş sikkelerin ön yüzünde güreşen iki atlet, arka yüzünde ise sapan kullanan bir figür tasvir ediliyor. Bu sikkeler, Aspendos'un sportif ve agonistik gelenekleriyle ilişkili en dikkat çekici arkeolojik kanıtlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Dolayısıyla yeni keşfedilen mezarın bir güreşçiye ait olabileceği düşüncesi, kentin bilinen tarihsel ve kültürel bağlamıyla birlikte ele alınıyor.
Aspendos'un güreş geleneği sikkelerde de iz bırakmıştı
Aspendos’un güreşle ilişkisi yalnızca yeni keşifle gündeme gelmiyor.
Antik kentte basılan “güreşçi sikkeleri”, bugün Aspendos’un en karakteristik nümismatik miraslarından biri kabul ediliyor. Araştırmalara göre bu tip sikkelerin basımı yaklaşık MÖ 410'larda başlamış ve farklı seriler hâlinde MÖ 4. ve 3. yüzyıllar boyunca devam etmişti.
Sikkelerde iki güreşçinin birbirleriyle mücadele ettiği farklı pozisyonlar ayrıntılı biçimde gösteriliyor. Araştırmacı Oğuz Tekin, Aspendos sikkelerindeki güreşçi figürlerinin çok sayıda farklı mücadele pozisyonuyla tasvir edildiğini ortaya koyuyor.
Bu nedenle Aspendos’ta bulunan yeni mezar, kentin spor tarihinin somut izlerinden biri olma potansiyeli taşıyor.
Aspendos kazıları kentin bilinen yüzünü değiştiriyor
Aspendos bugün en çok görkemli antik tiyatrosu ve su kemerleriyle tanınıyor. Ancak son yıllarda sürdürülen kazılar, kentin yalnızca bu iki anıtsal yapıdan ibaret olmadığını ortaya koyuyor.
2026 yılında tiyatro ile akropolisi birbirine bağlayan yaklaşık 300 metrelik antik yolun ortaya çıkarılması, kentin günlük yaşamına ilişkin yeni bir pencere açmıştı. Yol güzergâhında iyi korunmuş bir ekmek fırını, kamu yapıları, sivil konutlar ve gelişmiş altyapı sistemleri bulundu. Yolun genişliğinin yaklaşık 3 ila 5 metre arasında değiştiği, altında ise kanalizasyon sisteminin yer aldığı bildirildi.
Son keşif de bu tabloya farklı bir katman ekliyor: Aspendos’un yalnızca nasıl inşa edildiğini değil, orada yaşayan insanların kim olduğunu anlamaya yardımcı olabilecek bir mezar.
Aspendos'ta keşifler art arda geliyor
Aspendos kazıları son yıllarda birbirinden farklı buluntularla gündeme geldi.
2024 yılında tiyatrodaki kazılarda Roma İmparatorluk Dönemi'ne tarihlenen Zeus ve Aphrodite heykelleri ortaya çıkarılmıştı. Yaklaşık 2 bin yıllık heykellerin bulunduğu alanın, antik dönemde heykel işçiliğiyle bağlantılı bir bölüm olabileceği değerlendirilmişti.
2025'te ise Aspendos'taki kazılarda Hermes heykeli ile Aphrodite, Eros, Artemis ve Nemesis'e ait olduğu değerlendirilen heykel parçaları bulundu. Bu buluntular da kentin Roma dönemindeki sanatsal üretimine ilişkin önemli veriler sundu.
2026'da ortaya çıkarılan Tiyatro Caddesi ise Aspendos'un kentsel dokusunun anlaşılması açısından önemli bir adım oldu.
Şimdi ortaya çıkan yaklaşık 2 bin 400 yıllık mezar, bu keşifler zincirine insan hikâyesini ekliyor.
Bir mezar, bir kentin spor kültürü
Mezarın gerçekten bir güreşçiye ait olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerin ilerleyen araştırmalarla netleşmesi beklenirken, keşif şimdiden Aspendos’un antik çağdaki spor kültürüne yeniden bakmayı mümkün kılıyor.
Bugün bir tiyatronun görkemiyle hatırlanan Aspendos’un sikkelerinde güreşçilerin yer alması ve şimdi aynı dönemlere tarihlenen bir mezarın güreşçiyle ilişkilendirilmesi, sporun antik kent yaşamındaki yerini daha görünür hâle getiriyor.
Belki de bu mezarın en önemli tarafı tam olarak burada: Aspendos’un taşlarına değil, insanlarına biraz daha yaklaşmamızı sağlaması.