yedy haber merkezi
Sanat Okur ve Labirent Sanat işbirliğiyle düzenlenen “Harita ve Topraklar” sergisi, 3 Kasım’da İstanbul’da açılıyor. On sanatçının çalışmalarını bir araya getiren seçki, dijital çağda bedenin veriye indirgenmesini, insanın maddi dünyayla ilişkisini ve sanatın bu dönüşüm karşısında açabileceği alanları sorguluyor.
2 Ocak 2027’ye kadar Labirent Sanat’ta ziyaret edilebilecek sergi, Sanat Okur ve Labirent Sanat işbirliğinin ilk portfolyo sergisi olma özelliğini taşıyor. Dila Kasapoğlu, Dilara Göl, Emel Ezal, Emre Celali, Hüseyin Rüstemoğlu, Melis İmrağ, Merve Gözde Bingül, Sena Gökçeoğlu, Yasin Öztekin ve Zeynep Abacı’nın eserlerini bir araya getiren seçki, dijital sistemlerin bedeni ölçülebilir ve sınıflandırılabilir bir veriye dönüştürmesine karşı bedensel deneyimi öne çıkarıyor.
Harita ile toprak arasındaki gerilim
“Harita ve Topraklar”, Fransız yazar Michel Houellebecq’in harita ile gerçeklik arasındaki ilişkiye dair düşüncelerinden hareket ediyor. Haritanın toprağın kendisinden daha ilginç hâle geldiği bir dünyada temsil, gerçekliğin önüne geçebiliyor. Dijital çağda bu durum, insan bedeninin de ekranlarda temsil edilen, ölçülen ve veriler aracılığıyla tanımlanan bir nesneye dönüşmesiyle yeni bir boyut kazanıyor.
Sergi, bu dönüşümü eleştirel bir yaklaşımla ele alırken bedeni yalnızca görüntüye veya dijital kayda indirgemeyen bir varoluş anlayışına yöneliyor. Figüratif çalışmalar aracılığıyla bedenin çevresiyle kurduğu ilişki, maddi dünyanın direnci ve insan deneyiminin sınıflandırılamayan yönleri görünür hâle geliyor.
Beden, yüzey ve malzemenin dili
Kâğıt, akrilik ve yağlıboya gibi malzemelerin öne çıktığı sergide, beden ile yüzey arasındaki ilişki farklı biçimlerde araştırılıyor. Malzeme, düşüncenin aktarılmasına yarayan pasif bir araç olmaktan çıkarak kendi dokusu, kırılganlığı ve fiziksel varlığıyla anlatının bir parçasına dönüşüyor.
Kâğıdın yüzeyi, boyanın katmanları ve çizginin bıraktığı izler, dijital dünyanın pürüzsüz ve soyut görüntülerine karşı başka bir deneyim alanı açıyor. Sergideki çalışmalar, bedeni yalnızca temsil edilen bir figür olarak değil; zamanla, çevreyle ve malzemeyle ilişki içinde var olan canlı bir oluş olarak ele alıyor.
“Harita ve Topraklar”, böylece dijital sistemlerin dünyayı tanımlama biçimleriyle insanın dünyayı bedeni aracılığıyla deneyimlemesi arasındaki mesafeyi tartışmaya açıyor. Seçki, izleyiciyi ekranların ve algoritmaların ötesinde, dokunmanın, hissetmenin ve fiziksel olarak var olmanın anlamı üzerine düşünmeye davet ediyor.
On sanatçının çalışmaları bir arada
Dila Kasapoğlu, Dilara Göl, Emel Ezal, Emre Celali, Hüseyin Rüstemoğlu, Melis İmrağ, Merve Gözde Bingül, Sena Gökçeoğlu, Yasin Öztekin ve Zeynep Abacı’nın çalışmalarını bir araya getiren Harita ve Topraklar, 3 Kasım 2026’da Labirent Sanat’ta açılıyor. Beyoğlu’ndaki galeride 2 Ocak 2027’ye kadar ziyaret edilebilecek sergi, dijital çağda bedenin ve insan varoluşunun nasıl anlamlandırıldığı üzerine düşünmeye davet ediyor.