TÖZ sergisi mimarlığın cevherini Galata Rum Okulu’nda ortaya koyuyor

TÖZ sergisi mimarlığın cevherini Galata Rum Okulu’nda ortaya koyuyor

yedy haber merkezi


İstanbul’un kültür ve sanat mekânlarından Galata Rum Okulu, yeni yılda mimarlığın “cevherine” odaklanan önemli bir sergiye ev sahipliği yapacak. 17 Ocak – 8 Şubat 2026 tarihleri arasında ziyaretçileriyle buluşan “TÖZ” başlıklı sergi, mimarlığın yalnızca yapılı çevre olarak değil; şiirsel, büyüsel ve sembolik bir dil olarak incelenebileceğini göstermeyi amaçlıyor. 




Sergide bir araya gelen iki disiplinlerarası dikkat çekici isim, sanat kuramcısı, yazar ve küratör Ali Artun ile çağdaş Türk sanatında özgün disiplinlerarası çalışmaları ve heykel-kavram dünyasıyla tanınan Ahmet Yiğider oldu. Bu birliktelik, mimarlığı geleneksel anlamının ötesinde okumayı sağlayan düşünsel bir mekân açıyor. 


Ali Artun, TÖZ’ü tanımlarken mimarlığın akılcı rasyonalitesinin ötesindeki bir boyutuna vurgu yaptı. Sergiyi “mimarlığın çevremizi kuşatan binalarının mimarlığıyla ilgisi olmayan, rasyonalitenin değil imge, sembol ve hissiyatın hâkim olduğu bir alan” olarak tanımlayan Artun, mimarlığın daha önce pek sorgulanmamış bir cevherine ışık tutuyor. Bu bağlamda sergi, mimarlığı kullanım amaçlarıyla ilişkilendiren klasik yaklaşımın dışında, “şiirsel mimarlık” olarak adlandırılabilecek bir bakış önerisi sunuyor. 


Artun’un yaklaşımında “töz” kavramı, mimarlığın doğası ve özünü anlatmak için seçilmiş. Ona göre mimarlık, salt yaşam mekânları veya işlevsel yapılar üretme süreci değil; aynı zamanda evren, insan ve tabiat arasındaki ilişkileri sembolik bir dil aracılığıyla ifade eden bir alan. Bu görüş, serginin mekânını ziyaret edenleri hem mimarlığın teorik derinliğine hem de insan-mekân ilişkisine dair yeni düşünce ufuklarına davet ediyor. 



Ali Artun 


Sanatçı Ahmet Yiğider ise mimarlığı insanın varoluşla kurduğu ilişki üzerinden yorumluyor. Yiğider’in sergide yer alan çalışmaları, mimari formun yalnızca fiziksel bir yapıt olmadığını; insanın öznel deneyimlerini, evren tasavvurunu ve yaratıcı arayışını yansıttığını öne çıkarıyor. Bu bağlamda mimarinin, düşünce, hayal ve duygu dünyasının kesişim alanı olarak okunması gerektiği fikri, serginin kuramsal omurgasını oluşturuyor. 



Ahmet Yiğider


TÖZ sergisi, mimarlığın sadece bina tasarlamakla sınırlı olmadığını; bu disiplinin tarih boyunca kökenlerinde şiirsellik, gizem ve sembolik anlamlar barındırdığını da vurguluyor. Bu bakış, mimarlığın mekân üretimini salt işlevsel bir süreç olarak gören geleneksel paradigmanın dışına çıkarak, mimarlığın daha soyut, metaforik ve kavramsal katmanlarını görünür kılıyor. 


Sergi kapsamında mekâna yerleştirilmiş eserler, mimari form ve sembollerin çoğulcu ilişkisini gösterirken, aynı zamanda ziyaretçiyi mimarlığın kültürel, tarihsel ve ontolojik boyutlarıyla yüzleşmeye davet ediyor. Bu yönüyle TÖZ, mimarlık disiplinini yalnızca teknik bir tasarım alanı olarak değil, insanın varoluşsal sorgulamalarıyla iç içe geçmiş bir bilgi ve anlatı pratiği olarak ele alıyor.

yorum bırakın