yedy haber merkezi
Sinemalarda bu hafta feminist perspektifi öne çıkaran iki yapım izleyiciyle buluşuyor. Yönetmen Mona Fastvold’un imzasını taşıyan “Ann Lee’nin Vasiyeti” ile Maggie Gyllenhaal’un yönettiği “Gelin!”, kadın karakterleri merkeze alan hikâyeleriyle dikkat çekiyor.
Gerçek olaylardan esinlenen “Ann Lee’nin Vasiyeti”, 18. yüzyılda yaşamış dini lider Ann Lee’nin hayatını konu alıyor. Film, İngiltere’de doğan ve daha sonra Amerika’ya göç eden Lee’nin kurduğu eşitlikçi topluluk fikrini merkezine alıyor.
Eşitlik arayışının hikâyesi
Filmin yönetmenliğini üstlenen Mona Fastvold, senaryoyu yönetmen Brady Corbet ile birlikte kaleme aldı. Yapımda Ann Lee karakterini Amanda Seyfried canlandırırken oyuncu kadrosunda Lewis Pullman, Thomasin McKenzie, Christopher Abbott ve Tim Blake Nelson gibi isimler yer alıyor.
1736’da İngiltere’de doğan Ann Lee, dönemin toplumsal ve dini baskılarına karşı farklı bir inanç anlayışı geliştirdi. Kadın ve erkeğin eşit olduğunu savunan, ortak mülkiyet ve bekâret ilkesine dayanan Shaker hareketinin liderlerinden biri haline geldi.
Film, Lee’nin çocukluk yıllarından başlayarak Amerika’daki yeni yaşamına kadar uzanan hikâyesini anlatırken, müzik ve ritüellerle şekillenen Shaker ibadetlerini de görsel bir anlatı içinde sunuyor.
Frankenstein mitine feminist yorum
Vizyona giren bir diğer yapım olan “Gelin!” ise Frankenstein hikâyesine farklı bir açıdan yaklaşıyor. Yönetmen Maggie Gyllenhaal’un imzasını taşıyan film, klasik korku mitini feminist bir dramatik komedi olarak yeniden yorumluyor.
Film, Frankenstein anlatısında çoğu zaman arka planda kalan “gelin” karakterini merkeze alarak onun kimliğini ve özgürlük arayışını ele alıyor. Bu yaklaşım, klasik korku edebiyatının en bilinen figürlerinden birini çağdaş bir bakışla yeniden düşünmeye davet ediyor.
Feminist sinemanın güncel örnekleri arasında gösterilen bu iki yapım, farklı dönemlerde geçen hikâyeleri aracılığıyla kadınların özgürlük, inanç ve kimlik arayışlarını sinema perdesine taşıyor.