Savaş yalnızca insanları değil, tarihi de vuruyor: İran’da kültürel miras ağır hasar altında

Savaş yalnızca insanları değil, tarihi de vuruyor: İran’da kültürel miras ağır hasar altında

yedy haber merkezi

Gülistan Sarayı'ndaki hasar, Fotoğraf: Tasnimnews/ZUMA Press/IMAGO


İran’da süren savaş, yalnızca şehirleri ve altyapıyı değil, binlerce yıllık kültürel mirası da geri dönüşü zor bir yıkımla karşı karşıya bırakıyor. Uluslararası kuruluşlar ve uzmanlar, çatışmaların etkisinin sadece bugünü değil, insanlığın ortak geçmişini de tehdit ettiğine dikkat çekiyor.


Son haftalarda artan hava saldırıları, İran’ın birçok tarihi bölgesinde ciddi hasara yol açtı. Resmî verilere göre en az 100’den fazla müze, anıt ve kültürel miras alanı saldırılardan etkilendi. UNESCO ise özellikle Dünya Mirası listesinde yer alan yapıların zarar görmesi nedeniyle uluslararası kamuoyuna acil koruma çağrısında bulundu.



ABD ve İsrail saldırılarında hasar gören Gülistan Sarayı, Fotoğraf: Tasnimnews/ZUMA Press/IMAGO


En dikkat çekici hasarlardan biri, başkent Tahran’daki Golestan Sarayı’nda meydana geldi. 19. yüzyıldan kalma saray kompleksinde patlamaların etkisiyle cam işçiliği, ahşap süslemeler ve iç mekân detayları zarar gördü.


İran’ın kültürel kalbi olarak görülen İsfahan’da ise durum daha da çarpıcı. Nakş-ı Cihan Meydanı ve çevresindeki tarihi yapılar, patlamaların yarattığı şok dalgalarından etkilendi. 17. yüzyıla ait Çehel Sütun Sarayı’nda duvar resimleri ve mimari detaylar ciddi hasar alırken, Ali Kapu Sarayı gibi yapılar da zarar gördü.


Uzmanlara göre bu tür kayıplar yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda kültürel hafızanın da silinmesi anlamına geliyor. Yüzyıllar boyunca ayakta kalmayı başaran bu yapılar, savaşın yarattığı yıkım karşısında savunmasız kalıyor.



Çehel Sütun Sarayı avlusu, Fotoğraf: Egmont Strigl


Savaşın kültürel miras üzerindeki etkisi bununla da sınırlı değil. Tahran’da bulunan bazı dini yapılar ve ibadet alanları da saldırılardan zarar gördü; bazıları tamamen yıkıldı. Bu durum, farklı inanç gruplarına ait kültürel izlerin de tehlike altında olduğunu gösteriyor.


Uluslararası hukuk çerçevesinde kültürel varlıkların korunması zorunlu olsa da, sahadaki gerçeklik bu korumanın her zaman mümkün olmadığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, kültürel mirasın hedef alınmasının ya da dolaylı olarak zarar görmesinin, insanlığın ortak değerlerine yönelik bir tehdit olduğunu vurguluyor.


Blue Shield International gibi kurumlar, tarihi alanları korumak için sahada çalışmalar yürütse de, çatışmaların yoğunluğu bu çabaların etkisini sınırlıyor.


İran’daki bu yıkım, savaşın yalnızca siyasi ve insani boyutlarla sınırlı olmadığını bir kez daha gösteriyor. Kültürel mirasın kaybı, geçmiş ile gelecek arasındaki bağın kopması anlamına geliyor. Bu nedenle uzmanlar, savaşın sona erdirilmesinin yanı sıra, zarar gören eserlerin korunması ve restorasyonu için uluslararası iş birliğinin aciliyetine dikkat çekiyor.

yorum bırakın