yedy haber merkezi
İstanbul’un UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan iki önemli tarihi bölgesi Süleymaniye ve Zeyrek, Metrohan’da açılan yeni bir sergiyle yeniden gündeme geliyor. “Bir Yaka, İki Hikâye: Süleymaniye ve Zeyrek, Dünya Mirası Alanlarında Yaşam” başlıklı sergi, iki semtin yaklaşık 50 yıllık belgeleme çalışmalarını, mimari mirasını ve toplumsal hafızasını ilk kez kapsamlı bir seçkiyle ziyaretçilere sunuyor.
Sergi, İstanbul’un tarihi dokusunu yalnızca anıtsal yapılar üzerinden değil, sokakları, evleri, kapıları, pencereleri ve bu mahallelerde yaşayan insanların hikâyeleri üzerinden de okumayı öneriyor. Böylece Süleymaniye ve Zeyrek, yalnızca korunması gereken tarihî alanlar olarak değil, yaşayan bir kültürel miras olarak ele alınıyor.
UNESCO yolculuğunun izleri sergide yer alıyor
Serginin odak noktalarından biri, Süleymaniye ve Zeyrek’in 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmesine katkı sağlayan bilimsel çalışmaların izini sürmesi. Ziyaretçiler, yıllar boyunca hazırlanan rölöveleri, fotoğraf arşivlerini, saha araştırmalarını ve koruma çalışmalarını bir arada görme fırsatı buluyor.
Bugün farklı bölgeler gibi algılanan iki semt, sergide ortak tarihsel ve kültürel bağları üzerinden yeniden bir bütün olarak ele alınıyor. Bu yaklaşım, İstanbul’un tarihî yarımadasının çok katmanlı yapısını daha görünür hale getiriyor.
Mimari detaylardan gündelik yaşama uzanan bir anlatı
Sergide yalnızca akademik belgeler değil, aynı zamanda mahalle yaşamına dair izler de yer alıyor. Fotoğraflar, ses kayıtları, video arşivleri, mimari maketler ve birebir ölçekte hazırlanmış ahşap detaylar, ziyaretçileri Süleymaniye ve Zeyrek’in geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
“Kimlik ve Belgeleme”, “Sokaklar”, “Evler”, “Pencereler”, “Kapılar” ve “Süslemeler” gibi bölümlerden oluşan sergi, bir kentin hafızasının yalnızca büyük anıtlarla değil, gündelik yaşamın küçük ayrıntılarıyla da şekillendiğini gösteriyor.
50 yıllık arşiv ilk kez kapsamlı biçimde bir araya getirildi
Serginin temelini, 1977-1981 yılları arasında gerçekleştirilen kapsamlı saha araştırmaları oluşturuyor. Bu çalışmalar kapsamında hazırlanan belgeler, çizimler ve fotoğraflar günümüz koruma anlayışıyla yeniden değerlendirilerek ziyaretçilerin erişimine açılıyor.
Türkçe, Almanca ve İngilizce olarak hazırlanan sergi, hem yerli hem de uluslararası ziyaretçilere hitap ediyor. Serginin ilerleyen dönemde Almanya’da da gösterilmesi planlanıyor.
İstanbul’un yaşayan mirasına odaklanıyor
“Bir Yaka, İki Hikâye”, tarihi yapıları yalnızca geçmişin kalıntıları olarak değil, günümüzde de yaşamın sürdüğü kültürel alanlar olarak ele alıyor. Bu yönüyle sergi, koruma çalışmalarının yalnızca mimari değil, aynı zamanda toplumsal hafıza açısından da önem taşıdığına dikkat çekiyor.
İstanbul’un en önemli dünya mirası alanlarından ikisini odağına alan sergi, kentin kültürel mirasına ilgi duyanlar için önemli bir buluşma noktası niteliği taşıyor.