yedy haber merkezi
Fotoğraf @GazetePencere
Dünyanın en sevilen "world music" topluluklarından Pink Martini, İstanbul konserinde bir kez daha müzikseverlerle buluştu. Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda sahne alan ABD'li grup, cazdan Latin müziğine, Fransız şansonlarından Türkçe eserlere uzanan geniş repertuvarıyla binlerce dinleyiciye unutulmaz bir akşam yaşattı.
Gecenin açılışını, grubun solisti Storm Large'ın Türkçe "Sizi seviyorum İstanbul" sözleriyle yapması salondan büyük alkış aldı. Ardından seslendirilen "Amado Mio", konserin ilk dakikalarında izleyiciyi Pink Martini'nin çok kültürlü müzik evrenine taşıdı. Konser boyunca grup üyeleri, İstanbul'da her zaman sıcak bir ilgiyle karşılandıklarını belirterek kente yeniden gelmekten duydukları mutluluğu dile getirdi.
Farklı diller, farklı kültürler tek sahnede
Yaklaşık otuz yılı aşkın kariyeri boyunca onlarca farklı kültürden müziği aynı potada eriten Pink Martini, İstanbul konserinde de bu geleneğini sürdürdü. Gecede "Sympathique", "Donde Estás Yolanda?", "Splendor in the Grass", "Una Notte a Napoli", "Saeng Gak", "Zundoko Bushi" ve "Bella Ciao" gibi farklı dillerde seslendirilen eserler büyük ilgi gördü.
Konserin en dikkat çeken anlarından biri ise grubun Türkiye ile özdeşleşen repertuvarına yer vermesi oldu. Pink Martini, uzun yıllardır albümlerinde de seslendirdiği "Aşkım Bahardı" ve "Katibim" şarkılarını Harbiye'de hep bir ağızdan söyledi. Türk dinleyicisinin yakından tanıdığı bu eserler, gecenin en coşkulu anları arasında yer aldı.
"La Soledad"ın duygusal hikâyesi paylaşıldı
Konser sırasında grubun solistlerinden Ari Shapiro, Pink Martini'nin klasikleşen eserlerinden "La Soledad"ın arkasındaki hikâyeyi de dinleyicilerle paylaştı.
Shapiro, yıllar önce yaşamını yitiren yakın dostları İyad Kasım (Iyad Qasem) tarafından şarkının Arapça yeniden yorumlandığını anlattı. İlk bakışta kaybedilen bir aşka yazılmış gibi görünen eserin, bu yorumda vatanına dönemeyen bir mültecinin özlemini anlattığını söyleyen sanatçı, müziğin farklı kültürler arasında kurduğu bağa dikkat çekti.
Dakikalarca alkışlandı
Yaklaşık iki saat süren konserin finalinde grup, "Brasil" ile ana programını tamamladı. Dakikalarca süren alkışların ardından yeniden sahneye çıkan Pink Martini, "Pata Pata" ile bis yaparak Harbiye'deki geceyi coşkulu bir atmosferle noktaladı.
Fotoğraf @GazetePencere
Pink Martini neden bu kadar seviliyor?
1994 yılında ABD'nin Oregon eyaletinde piyanist Thomas Lauderdale tarafından kurulan Pink Martini, caz, klasik müzik, Latin ritimleri ve dünya müziklerini aynı potada buluşturan özgün tarzıyla uluslararası üne kavuştu.
Topluluk bugüne kadar 20'den fazla dilde şarkılar seslendirdi; "Sympathique", "Hang on Little Tomato", "Hey Eugene!", "Splendor in the Grass", "Get Happy", "Dream a Little Dream" ve "Je Dis Oui" gibi albümleriyle altın ve platin plak ödülleri kazandı. Şarkıları La Casa de Papel, Desperate Housewives ve birçok sinema filmi ile televizyon yapımında da kullanıldı.
Türkiye ile özel bir bağ kuruyor
Pink Martini'nin Türkiye'deki dinleyici kitlesi yıllar içinde giderek büyüdü. Topluluğun repertuvarında Türkçe eserlerin bulunması ve hemen her İstanbul konserinde bu şarkılara yer vermesi, grup ile Türkiye arasındaki bağı güçlendiren unsurlar arasında gösteriliyor.
Harbiye konseri de bu ilişkinin en güncel örneklerinden biri oldu. Çok kültürlü repertuvarı, samimi sahne performansı ve farklı coğrafyaları buluşturan müzik anlayışıyla Pink Martini, İstanbul seyircisinden bir kez daha uzun süre hafızalarda kalacak bir konserin alkışını aldı.