yedy haber merkezi
Çağdaş sanatın özgün isimlerinden Merve Dündar, yaşarken hazırlıklarını tamamladığı son kişisel sergisi "Deftere Düşen Sabah Işığı" ile izleyiciyle buluşmayı sürdürüyor. Nergis Abıyeva küratörlüğünde Quick Art Space'te gerçekleşen sergi, sanatçının son dört yılda ürettiği desen, kolaj, asamblaj, resim ve yerleştirmelerden oluşan kapsamlı bir seçkiyi bir araya getirirken, aynı zamanda üretim pratiğinin geçirdiği dönüşümü de görünür kılıyor. Sergi, 31 Ağustos 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.
Ancak "Deftere Düşen Sabah Işığı"nı benzerlerinden ayıran en önemli özellik, yalnızca eserleri değil, sanatçının düşünme biçimini ve gündelik yaşam ritmini de izleyiciyle paylaşması. Çünkü bu sergi, Merve Dündar'ın hastalığından önce birlikte planladığı, kendi isteği doğrultusunda ve tasarladığı çerçeve korunarak hayata geçirilen son sergisi olma özelliğini taşıyor.
Bir sergiden çok, düşüncenin izini süren bir yolculuk
Serginin adı, Merve Dündar'ın yıllardır sürdürdüğü sabah rutinlerinden doğuyor. Sanatçı günün ilk ışıklarıyla birlikte defterlerine notlar alıyor, çizimler yapıyor, okuyor ve yürüyüşleri sırasında gözlemlediği ayrıntıları kaydediyordu. Bu defterler, yalnızca eskizlerin değil; düşüncenin, sezginin ve gündelik hayatın izlerini taşıyan yaratıcı alanlara dönüşüyordu. Sergide bu defterlerden seçilmiş sayfalar da ilk kez izleyiciyle buluşuyor.
Bu nedenle "Deftere Düşen Sabah Işığı", tamamlanmış eserlerin sergilendiği klasik bir sanat etkinliğinden çok, bir sanatçının dünyayı algılama biçimini takip etmeye davet eden deneyim niteliği taşıyor.
Doğa, dönüşüm ve kırılganlık serginin merkezinde
Dündar'ın son dönem üretimlerinde dikkat çeken en önemli değişim ise malzemeyle kurduğu ilişkide ortaya çıkıyor. Kâğıdı yalnızca üzerine çizim yapılan bir yüzey olarak değil, dönüştürülebilen canlı bir malzeme olarak ele alan sanatçı; kâğıt hamuru, ağaç, likenler ve mantarlar gibi doğal unsurlar üzerinden yeni anlatım biçimleri geliştiriyor.
İnsan ile doğa arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeye çağıran eserlerde, çürüme, dönüşüm ve yeniden oluşma süreçleri estetik bir dile dönüşüyor. Böylece sergi, yalnızca bireysel hafızaya değil; ekolojik hafızaya ve insan sonrası yaşam biçimlerine dair sorular da ortaya koyuyor.
Kırılgan malzemeler, güçlü fikirler
Merve Dündar'ın pratiği, kavramsal sanat ile malzeme araştırmasını aynı zeminde buluşturuyor. Çizimden kolaja, asamblajdan yerleştirmeye uzanan üretimler farklı teknikler kullansa da ortak bir dikkat biçiminde birleşiyor: bakmak, gözlemlemek, toplamak ve yeniden ilişkilendirmek.
Küratör Nergis Abıyeva'nın da vurguladığı gibi sergide yer alan işler, birbirinden bağımsız eserler değil; aynı araştırmanın farklı durakları olarak okunuyor. İzleyici, bir düşüncenin çizimden kolaja, kolajdan mekânsal yerleştirmeye nasıl evrildiğini adım adım takip edebiliyor.
Bir anma sergisinden öte
Merve Dündar'ın 8 Nisan 2026'da yaşamını yitirmesinin ardından açılan sergi, duygusal yönü nedeniyle bir anma etkinliği olarak görülebilir. Ancak serginin küratöryel yaklaşımı bilinçli olarak bunun ötesine geçiyor.
Quick Art Space ve küratör Nergis Abıyeva, sergiyi nostaljik bir vedadan ziyade, sanatçının çağdaş sanat içindeki üretim pratiğini görünür kılan güncel bir okuma olarak kurguluyor. Bu yaklaşım, Dündar'ın eserlerini biyografisinin gölgesinde bırakmak yerine, onları çağdaş sanat tartışmalarının aktif bir parçası hâline getiriyor.
Merve Dündar kimdir?
Çağdaş sanat alanında kavramsal yaklaşımı ve malzemeyle kurduğu özgün ilişkiyle tanınan Merve Dündar, üretimlerinde çizim, kolaj, kâğıt, kâğıt hamuru ve organik malzemeleri bir araya getirerek hafıza, doğa, dil ve dönüşüm temaları üzerine yoğunlaştı.
Özellikle son yıllarda insan merkezli bakışın ötesine geçen araştırmalar yapan sanatçı; ağaçlar, likenler, mantarlar ve doğal döngüler üzerine geliştirdiği çalışmalarıyla ekolojik sanat ekseninde dikkat çekti.
"Deftere Düşen Sabah Işığı", Dündar'ın yaşarken hazırlıklarını tamamladığı ve sergileme sürecini birlikte planladığı son kişisel sergisi oldu. Sanatçı, sergi devam ederken 8 Nisan 2026'da yaşamını yitirdi. Bu nedenle sergi, yalnızca son dönem üretimlerini bir araya getiren kapsamlı bir seçki değil; aynı zamanda Merve Dündar'ın düşünsel ve sanatsal mirasını görünür kılan özel bir buluşma niteliği taşıyor.