Gaye Su Akyol’dan “Anatolian Dragon”: Anadolu’nun sesi senfonik orkestrayla buluştu

Gaye Su Akyol’dan “Anatolian Dragon”: Anadolu’nun sesi senfonik orkestrayla buluştu

yedy haber merkezi


Gaye Su Akyol, WDR Funkhausorchester ile Almanya’da gerçekleştirdiği “Anatolian Dragon” konserlerinde kendi müziğini senfonik düzenlemelerle yeniden yorumladı. Köln ve Dortmund’da gerçekleşen konserler, Anadolu melodilerini psikedelik rock, post-punk ve modern pop estetiğiyle buluşturan Akyol’un müziğini bu kez büyük bir orkestranın ses dünyasına taşıdı.


Gaye Su Akyol’un müziği, 2 ve 3 Ekim’de Almanya’da farklı bir ölçeğe taşındı. Sanatçı, Almanya’nın kamu yayın kuruluşu WDR bünyesindeki WDR Funkhausorchester ile “Anatolian Dragon” başlıklı iki özel konserde aynı sahneyi paylaştı.


İlk konser 2 Ekim’de Köln’deki WDR Funkhaus Wallrafplatz’ta, ikinci konser ise 3 Ekim’de Dortmund Konzerthaus’ta gerçekleşti. Her iki konserde de orkestrayı David Brophy yönetti. Senfonik düzenlemeler ise Avustralyalı besteci ve aranjör Gordon Hamilton tarafından hazırlandı. 


Konserler aynı zamanda ARD ve COSMO Türkçe üzerinden canlı yayımlandı. WDR, konserlerin ardından Akyol’un kendi eserlerinden oluşan programının Köln ve Dortmund’da dinleyiciyle buluştuğunu duyurdu.


Mozart’tan Gaye Su Akyol’a uzanan bir başlangıç


“Anatolian Dragon”un açılışı, projenin Doğu ile Batı arasındaki müzikal ilişkiye yaptığı göndermeyi doğrudan ortaya koydu.


Program, Mozart’ın “Rondo alla Turca” yani “Türk Marşı” ile başladı. Gordon Hamilton’ın düzenlemesiyle yeniden ele alınan eser, orkestranın yorumunda geleneksel Türk müziğinin 9/8’lik aksak ritmiyle farklı bir karakter kazandı.


Mozart’ın eserinin ardından ise sahne tamamen Gaye Su Akyol’un müziğine açıldı.


Sanatçının dördüncü stüdyo albümü Anadolu Ejderi ile birlikte İstikrarlı Hayal Hakikattir, Hologram İmparatorluğu ve Develerle Yaşıyorum albümlerinden seçilen parçalar, bu kez yaylı, üflemeli ve vurmalı çalgıların oluşturduğu geniş senfonik yapı içinde yeniden yorumlandı.


“İstikrarlı Hayal Hakikattir”, “Bir Yaralı Kuştum” ve “Kör Bıçakların Ucunda” gibi parçalar, Akyol’un daha önce kurduğu müzikal evrenin orkestral bir karşılığını oluşturdu.


Akyol’un müziği orkestranın içinde başka bir renge büründü


Gaye Su Akyol’un müziğinin ayırt edici taraflarından biri, farklı dönem ve coğrafyalardan gelen müzikal unsurları tek bir estetik içinde bir araya getirmesi.


Anadolu ezgileri, Türk Sanat Müziği, surf rock, psikedelik rock ve post-punk gibi farklı kaynaklar onun müzikal dünyasında yan yana gelebiliyor. WDR Funkhausorchester projesi ise bu yapıya yeni bir katman ekledi: senfonik müzik.


WDR’nin konser tanıtımında Akyol’un müziği, Anadolu melodilerini rock ve pop unsurlarıyla birleştiren, gelenek ile günümüz arasında hareket eden özgün bir yapı olarak tanımlanıyor. Dortmund Konzerthaus da projeyi Anadolu’dan gelen müzikal köklerle çağdaş müzikal biçimlerin kesiştiği bir “Soundtrack Europa” programının parçası olarak konumlandırdı. 


Burada ortaya çıkan şey, Akyol’un şarkılarının yalnızca “orkestralı versiyonları” değil. Daha çok, sanatçının müzikal dünyasının başka bir ses sistemi içerisinde yeniden kurulması.


“Anatolian Dragon” adını nereden alıyor?


Projenin adı, Akyol’un 2022 tarihli Anadolu Ejderi albümüne gönderme yapıyor.


Akyol, bu albümle birlikte Anadolu’nun müzikal mirasını yalnızca geçmişe ait bir kaynak olarak ele almak yerine, onu çağdaş ve kişisel bir ses dünyasının içinde yeniden yorumlamıştı.


WDR Funkhausorchester ile hazırlanan proje de aynı yaklaşımı sürdürüyor. Anadolu’dan gelen melodik ve ritmik miras, Avrupa’nın büyük bir radyo orkestrasının senfonik imkânlarıyla karşılaşıyor.


Bu karşılaşma, projenin asıl ilgi çekici tarafını oluşturuyor: Gelenek korunurken müzik biçim değiştirebiliyor.




Köln ve Dortmund’da iki farklı sahne, aynı müzikal buluşma


Köln’deki ilk konser, WDR’nin kendi yayın dünyasıyla doğrudan bağlantılı olan Funkhaus Wallrafplatz’ta gerçekleşti. 3 Ekim’deki ikinci konser ise Dortmund’un önemli kültür mekânlarından Konzerthaus Dortmund’da yapıldı. 


Konserlerin ikisi de yoğun ilgi gördü. WDR, iki konseri de başarılı biçimde gerçekleşen buluşmalar olarak duyururken, proje farklı müzik çevrelerinden dinleyicileri aynı programda bir araya getirdi. 


Dortmund Konzerthaus’un projeyi “Soundtrack Europa” dizisi içinde sunması da önemli. Bu seri, Avrupa'nın farklı kültürel ve müzikal geleneklerinden gelen sanatçıları tür sınırlarının ötesinde bir araya getirmeyi amaçlıyor. Akyol’un projesi de bu yaklaşım içinde yalnızca Türkiye’den gelen bir müzik temsilcisi olarak değil, Avrupa’nın kültürel çeşitliliği içindeki özgün bir müzikal ses olarak konumlandırılıyor.


“Doğu ile Batı arasında ortak bir hayal alanı”


Konserlerin ardından Gaye Su Akyol, WDR Funkhausorchester ve Gordon Hamilton ile çalışmanın kendi sanat yolculuğunda özel bir yere sahip olduğunu söyledi.


Akyol, kendi yazdığı ve Anadolu’nun ses mirasıyla şekillendirdiği şarkıların Avrupa’nın köklü orkestralarından biriyle buluşmasını, sanat hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri olarak değerlendirdi. Hamilton’ın düzenlemeleriyle şarkılarının başka bir boyut kazandığını belirten sanatçı, ortaya çıkan konseri Doğu ile Batı, geçmiş ile gelecek arasında kurulan ortak bir alan olarak tanımladı.


Bu sözler, projenin yalnızca bir konser işbirliği olmadığını da anlatıyor.


Çünkü Akyol’un müziğinde zaten var olan kültürel karşılaşma fikri, bu kez orkestranın kendisi üzerinden görünür hale geliyor.


Gaye Su Akyol’un müzikal yolculuğunda yeni bir eşik


İstanbul’da doğan Gaye Su Akyol; besteci, prodüktör ve görsel sanatçı kimliklerini müzisyenliğiyle bir arada sürdürüyor. Develerle Yaşıyorum (2014), Hologram İmparatorluğu (2016), İstikrarlı Hayal Hakikattir (2018) ve Anadolu Ejderi (2022) albümleriyle kendine özgü bir müzikal dünya kurdu.


Bu dünya, Türkiye’deki müzik geleneklerini Batı'dan gelen rock ve alternatif müzik biçimleriyle yan yana getirirken, Akyol’un görsel estetiğiyle de tamamlanıyor.


WDR Funkhausorchester ile gerçekleştirilen proje, bu yolculukta başka bir kapı açıyor: Akyol’un müziği artık yalnızca farklı türler arasında değil, farklı müzik kurumları ve gelenekleri arasında da dolaşıyor.


“Anatolian Dragon” dünya turnesine hazırlanıyor


Köln ve Dortmund’daki konserlerin ardından projenin daha geniş kapsamlı bir uluslararası turneye dönüştürülmesi planlanıyor. Böylece “Anatolian Dragon”un Almanya’daki iki konserle sınırlı kalmayıp farklı ülkelerdeki festival ve konser salonlarına taşınması hedefleniyor.


Eğer bu gerçekleşirse proje, Gaye Su Akyol’un müziğinin yeni bir yorumunu uluslararası sahnelere taşımanın ötesinde, Anadolu müzik mirasının çağdaş senfonik müzikle kurduğu ilişkinin de dolaşıma girmesini sağlayacak.


Belki de “Anatolian Dragon”un asıl hikâyesi burada başlıyor: Bir sanatçının kendi sesini kaybetmeden, o sesi başka bir müzikal dünyanın içine taşıması ve orada yeniden duyulur hale getirmesi.

yorum bırakın