Contemporary Istanbul 21. edisyon: Tersane’de genişleyen bir sanat haritası

Contemporary Istanbul 21. edisyon: Tersane’de genişleyen bir sanat haritası

yedy haber merkezi


İstanbul’un çağdaş sanat takvimindeki önemli buluşmalarından Contemporary Istanbul, 21. edisyonunu geride bıraktı. 23–27 Eylül 2026 tarihleri arasında Tersane İstanbul’da gerçekleşen fuar, 16 ülkeden 70 galeri, 736 sanatçı ve 1.372 eseri bir araya getirdi. 22 galerinin ilk kez katıldığı CI21, bu yıl özellikle Asya sanat sahnesine açılan Focus Asia programı, genç galerilere ayrılan New Grounds ve Newcomers bölümleri, mekâna yayılan özel projeleri ve Tersane İstanbul kıyısına taşan heykel parkuruyla dikkat çekti. 


Beş günün sonunda fuarı 38.500 kişi ziyaret etti. Yurt dışından gelen ziyaretçi sayısının bir önceki edisyona göre yüzde 50 artması da CI21’in uluslararası sanat ağı açısından öne çıkan sonuçlarından biri oldu. Fuar kapsamında ayrıca 37 ülkeden VIP konuklar ve 148 farklı kurumun temsilcileri İstanbul’da ağırlandı. 


Tersane İstanbul yalnızca bir fon olmadı


Contemporary Istanbul’un bu yılki en belirgin özelliklerinden biri, fuarın Tersane İstanbul’un mimarisi ve Haliç kıyısıyla kurduğu ilişkiydi.


2006 yılında başlayan Contemporary Istanbul, bugün dünyanın farklı bölgelerinden galerileri, sanatçıları, koleksiyonerleri, küratörleri ve sanat profesyonellerini İstanbul’da buluşturan uluslararası bir sanat platformu olarak faaliyet gösteriyor. 21. edisyon da bu yaklaşımı Tersane İstanbul’un tarihsel dokusuyla birlikte ele aldı. 


Galerilerin yer aldığı kapalı alanların yanı sıra sanat Tersane’nin farklı noktalarına yayıldı. Özellikle Contemporary Istanbul x Tersane Istanbul Heykel Parkuru, 12 anıtsal eseri kıyı hattında bir araya getirerek fuarı klasik stant düzeninin dışına taşıdı.



Jaume Plensa, Juana


Bu parkurun en görünür işlerinden biri, İspanyol sanatçı Jaume Plensa’nın “Juana” (2025) adlı yaklaşık yedi metre yüksekliğindeki heykeliydi. Haliç kıyısında konumlanan eser, Plensa’nın İstanbul’da kamusal alanda sergilenen ilk çalışması oldu. İnsan figürü, dil, hafıza, sessizlik ve mekân arasındaki ilişki Plensa’nın uzun yıllardır sürdürdüğü sanat pratiğinin temel başlıkları arasında yer alıyor. 


Parkurda Plensa’nın yanı sıra Arne Quinze, Bernar Venet, Bahadır Baruter, Ecem Yerman, Johnny Depp, Mert Ege Köse, Sheikh Rashid Al Khalifa, Thomas Schönauer ve Arik Levy gibi sanatçıların çalışmaları da yer aldı. 


Asya ile yeni bir sanat diyaloğu


CI21’in uluslararası programının merkezinde bu yıl Focus Asia vardı.


Program kapsamında Hong Kong, Şanghay, Tokyo, Seul, Yeni Delhi ve Singapur gibi sanat merkezlerinden galeriler İstanbul’a geldi. Pearl Lam Projects, Whitestone Gallery, Takato Kano Gallery, Method Gallery ve Silk Art House Gallery Focus Asia kapsamında fuarda yer alan galeriler arasındaydı.


Program yalnızca Asya’dan işleri İstanbul’a taşımakla sınırlı tutulmadı. Contemporary Istanbul, Focus Asia’yı Türkiye ile Asya arasında sanatçılar, galeriler, kurumlar, küratörler ve koleksiyonerler üzerinden iki yönlü bir kültür-sanat ağı kurma girişimi olarak konumlandırdı. 


Tatsuo Miyajima, Jin Meyerson, Cody Choi, Kim Hyunsik, Isaac Chong Wai, Mizuki Nishiyama, Park Jieun, Jae Yong Kim ve Evian Wenyi Zhang gibi sanatçıların çalışmaları da fuarın farklı sunumlarında izleyiciyle buluştu.



Chisato Matsumoto, Sail of Light


“Sail of Light”: Geleneksel teknikten çağdaş yerleştirmeye


CI21’in mekâna özgü çalışmalarından biri Japon sanatçı Chisato Matsumoto’nun “Sail of Light” adlı yerleştirmesiydi.


Matsumoto, geleneksel Japon shibori tekniğinden hareket ederek kumaş, ışık ve hareketi bir araya getirdi. Kumaşın boyama öncesinde bükülüp bağlanmasına dayanan teknik, Tersane İstanbul’un denizcilik geçmişiyle ilişki kuran bir yerleştirmeye dönüştü.


Burada malzeme yalnızca görsel bir yüzey olarak değil, mekânın tarihini çağrıştıran bir unsur olarak da işlev gördü. Tersane’nin üretim ve denizcilik geçmişi ile Japon tekstil geleneğinin aynı işte buluşması, CI21’in fuar alanını serginin bir parçasına dönüştürme yaklaşımının örneklerinden biriydi.



Rashid Al Khalifa, Inhabited Crate


Hareketle değişen bir yapı


Sheikh Rashid Al Khalifa’nın “Inhabited Crate” adlı çalışması ise çelik, ışık ve geometrik formlar üzerinden izleyici hareketini işin parçası haline getirdi.


Çalışmanın algısı, izleyicinin bulunduğu noktaya ve hareketine göre değişiyor. Böylece eser sabit bir nesne olmaktan çıkarak mekân ve izleyici arasındaki ilişki üzerinden deneyimlenen bir yapıya dönüşüyor.



Arne Quinze, Lupine Alpestris


Arne Quinze’nin “Lupine Alpestris” adlı heykeli de açık alandaki dikkat çekici çalışmalardan biriydi. Quinze’nin biyolojik çeşitlilikten beslenen üretimlerinin bir parçası olan eser, fuarın Haliç çevresindeki açık alan programına dahil oldu.



Johnny Depp, The Bunnyman


Johnny Depp’in “The Bunnyman”ı


CI21’in en çok konuşulan işlerinden biri de oyuncu Johnny Depp’in “The Bunnyman” adlı beyaz bronz heykeliydi.


Eser, Depp’in oğlu Jack’in yaklaşık beş yaşındayken yaptığı bir çizimden ve sanatçının kendi çocukluk rüyalarından hareketle ortaya çıkıyor. Yarı insan, yarı tavşan biçimindeki figürün elinde “hakikat kılıcı” taşıyan bir koruyucu karakter olarak kurgulandığı aktarılıyor.


“The Bunnyman”, CI21 kapsamında ilk kez bir sanat fuarında sergilendi. Böylece sanatçının resim ve baskı çalışmalarında yer alan karakter üç boyutlu bir forma taşınmış oldu.


Fuarın sanatçı seçimleri: Resimden heykele farklı rotalar


OGGUSTO’nun CI21 öncesinde farklı sanat profesyonellerinin önerileri üzerinden hazırladığı seçki, fuarın geniş sanatçı yelpazesini görmek açısından ilginç bir pencere açıyordu.


Bu seçkide örneğin Gülnur Özsoy’un “Statera III”, Medine Irak’ın “Memory at the Edge II”, Ali Alışır’ın “Hybrid Souls V6” ve Richard Deacon’ın “Cut & Fold #3” adlı eserleri öne çıkarılmıştı. Niki de Saint Phalle, Tracey Emin, Murat Palta ve Toko Shinoda gibi farklı kuşaklardan sanatçıların işleri de sanat profesyonellerinin önerileri arasında yer aldı.


Bu çeşitlilik, CI21’in tek bir estetik eğilim etrafında şekillenmediğini de gösteriyor. Resim, heykel, tekstil, yerleştirme ve farklı malzeme kullanımları aynı fuar içinde yan yana geliyor.


“Garip Şeyler Oluyor”: Tekinsizliğin peşinde


CI21 kapsamında dikkat çeken özel projelerden biri de Akbank Sanat tarafından sunulan “Garip Şeyler Oluyor” sergisiydi.


Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman küratörlüğündeki sergide Nazif Topçuoğlu, Gülin Hayat Topdemir ve Esra Özdoğan'ın çalışmaları bir araya geldi. Sergi, teknolojik ve toplumsal dönüşümlerin yarattığı belirsizlik, yabancılaşma ve tanıdık olanın yerinden olması duygusunu Freud’un “tekinsiz” kavramı üzerinden ele aldı. 


Buradaki “gariplik”, yalnızca biçimsel bir tuhaflığa işaret etmiyor. Tanıdık olanın başka bir bağlamda yabancılaşması, teknolojinin gündelik hayatı dönüştürmesi ve bildiğimiz dünyayla kurduğumuz ilişkinin değişmesi serginin düşünsel zeminini oluşturuyor.


Mustafa Horasan’ın ardından


CI21’in özel sunumlarından biri de 2026 yılında yaşamını yitiren sanatçı Mustafa Horasan'a ayrıldı.


Sanatçının üretimleri beden, bellek, arzu, kırılganlık ve dönüşüm çevresinde şekillenen çalışmaları üzerinden ele alındı. Horasan’ın fuar kapsamında anılması, CI21’in yalnızca yeni üretimleri ve uluslararası sanat piyasasını değil, Türkiye çağdaş sanatının yakın geçmişindeki önemli isimleri de programına dahil ettiğini gösterdi.


Genç galeriler ve yeni sanatçıların alanı


CI21’in bir diğer önemli başlığı New Grounds oldu. Son yıllarda kurulmuş galerilere ve yeni nesil sanatsal üretimlere alan açan bölüm, fuarın yalnızca yerleşik galeri ve sanatçılara odaklanmamasını amaçladı.


Bunun yanında Newcomers bölümünde beş yılını doldurmamış galerilere yer verildi. Fuara ilk kez katılan 22 galerinin 21'inin yurt dışından olması da uluslararası katılımın genişlediğini gösteren önemli bir veri olarak öne çıktı. Böylece İstanbul’daki sanat ortamı farklı galeri modelleri ve yeni sanatçı bağlantılarıyla genişledi.


Sanat fuarının ötesinde bir buluşma


CI21 yalnızca galeri stantlarından oluşmadı. Contemporary Istanbul Vakfı tarafından düzenlenen CIF Dialogues programında Asya’nın değişen kültürel konumu, yeni kuşak koleksiyonerliği ve sanat hamiliği, kültür kurumlarının dönüşümü ile mimarlık, teknoloji ve sanat ilişkisi gibi başlıklar ele alındı.


Uzman rehberlerin eşlik ettiği Specially Curated Walks programı da ziyaretçilere eserlerin üretim süreçleri ve arka planlarına odaklanan turlar sundu. Her tur 60 dakika olarak tasarlandı.


Üniversite öğrencileri için belirli saatlerde ücretsiz giriş uygulanırken, güzel sanatlar liselerinde eğitim gören 300'den fazla öğrenciye de özel rehberli turlar düzenlendi. Açıklanan sonuçlara göre ücretsiz öğrenci uygulamasından 1.250 üniversite öğrencisi yararlandı.


38 bin 500 ziyaretçiyle tamamlandı


Beş gün süren CI21, 38.500 ziyaretçinin katılımıyla sona erdi. Yurt dışından gelen ziyaretçi sayısındaki yüzde 50’lik artış, fuarın uluslararası ayağındaki genişlemenin sonuçlarından biri olarak açıklandı. 37 ülkeden VIP konukların ve 148 farklı kurumun temsilcilerinin İstanbul’da ağırlanması da bu uluslararası programın ölçeğini ortaya koydu.


Bu edisyonun ardından Contemporary Istanbul’un bir sonraki odağı da şimdiden belli: 2027’de düzenlenecek 22. edisyonda Focus Germany programının hayata geçirilmesi planlanıyor. Berlin, Hamburg, Münih, Stuttgart ve Köln’deki sanat ekosistemlerinin İstanbul’la buluşturulması hedefleniyor.


CI21 böylece geride yalnızca binlerce eserin sergilendiği beş günü değil, İstanbul’un Haliç kıyısında farklı sanat coğrafyalarının, galerilerin, sanatçıların ve izleyicilerin karşılaştığı geniş bir sanat haritası bıraktı.


Tersane İstanbul’un endüstriyel geçmişiyle çağdaş sanatın bugünü arasındaki karşılaşma ise fuarın belki de en belirgin görsel ve düşünsel katmanlarından biri olarak hafızada kaldı.

yorum bırakın